Torus NLS
Torus NLS ile Teşhiş
Lineer Olmayan Analiz Sistemleri (NLS), bu yüzyılın başında modern bilimin en mühim ve avantajlı uygulamalarından biri olarak düşünülen en gelişmiş malumat teknolojilerinden biridir. İnsan vücudunun ilgili manyetik alanlarının spektral analizini icra eden bu teknolojik cihazlar, endikasyon / teşhis açısından çok benzersizdir.
NLS Diagnostic teknolojisi; Sayısallaştırılmış bilgisayar tabanlı sıhhat seyretme ekipmanları ile vücut dokularının, tek tek hücrelerin, kromozomların ve bireysel enzimlerin ve hormonların dalga özelliklerine dayanarak biyolojik nesnelerin herhangi bir durumunu izlemenize imkân sağlar.
Bu diagnostik sistemlerdeki manyetik alanlar ile biyolojik sistemler (insan vücudu) arasındaki yakın ilişkiyi, bilhassa hücre dışı ve hücre içi etkileşimleri ölçen ve doğrulayan, Pratik Psikofizik Enstitüsü’nde çok defa deneyler yapılmıştır. Vortex manyetik alanları, malumat aktarımında ve biyolojik sistemlerle etkileşimde mühim bir rol oynamaktadır.
Bu yöntemin bilimsel keşifleri, akupunkturun enerjik kavramlarına dayanan asırlık şark tıbbının teknolojik bir tamamlayıcısı olarak ortaya çıkmıştır. Biyolojik sistemi test etmenin bir yöntemi olarak Çin meridyen sistemi kökeninde, enerjisel olarak ahenkli bir foton akışını çağrıştıran esrarlı Tsi akışından laf edilir. “NLS” sistemi, başlangıç sinyalini yükseltme prensibine göre çalışır.
NLS teknolojisi; Fizik bakış açısına gore, incelenen organizmanın yapısal organizasyonunu sakınan elektromanyetik dalga boyları ile rezonansa giren bir elektronik osilatör sistemidir. “NLS Tarayıcısı aynı vakit da vücudu güçlendirmeyi ve vücudun doğal iyileşmesini amaçlayan bir tedavi yöntemi de kurgular.
FREKANS TERAPİSİNİN BAŞLANGICI
Frekans tanı ve tedavi araştırmaları 1920’lerde Amerika ve Rusya’da adım atmıştır. Biorezonans Tarayıcı enstrüman Prensipleri geçindiren yıllarda giderek geliştirilmiştir. Sürprizler ile dolu bu süreçte 1920’den beri modern elektron Mikroskobu ile Mikroplar canlı ve renkli yüksek çözünürlükte tespit edilebilir oldu.
Görünür fer spektrumunun dışındaki frekanslar da araştırıldı. Bakterilerle rezonans tespitleri ile uzun seneler devam eden çalışmaların devamında, virüs ya da bakterinin özel Bir rezonans frekansına haiz olduğu keşfedildi.
İleri düzen mikroskoplar sayesinde hastalığa niçin olan herhangi bir organizmanın, diğer canlı ortamları etkilemeyen özel bir frekans radyasyonuna karşı savunmasız olabileceği tespit edildi.
Yıllarca süren araştırmalar ile insan vücuduna zarar verebilecek bakterilerin tüm ölümcül salınım frekansları belirlendi.
1934 Yılında Rife, kanser de dahil olmak suretiyle muhtelif rahatsızlıkları iyileştirmek için rezonans frekansında bir Frekans Terapi cihazı kurdu. 1953’te Frekans Terapisinin sonuçlarını yazdı: Frekans terapisi ile tanı ya da tedavi sırasında hastalar herhangi bir ağrı hissetmezler.
Başka Bir Araştırma doktoru Olan Dr. Georges Lakhovsky, hayvan kanser hücrelerinde, “osilatörün çoklu dalga” tespitlerinden sonrasında insan modellerinde kanser araştırmalarında başarıya ulaşmış oldu.
Çoklu dalgalı osilatör, geniş bir “ultra radyo frekansı” spektrumlarını yayınlar.
Bu aygıt oldukça yönlü etkiye sahiptir. Bir taraftan, sıhhatli bölgeden kanserli bölgeyi seçici olarak ayırarak ortadan kaldırıyor, öteki yandan sağlıksız hücreleri sağlıklı bir hücrenin enerji seviyesini (canlılık) yükseltiyor.
Son zamanlarda yoğun bir şekilde kullanılmaya başlanan Doğrusal Olmayan Teşhis Sisteminin (NLS) popülaritesi giderek artmaktadır. Klinik semptomların fazlaca tipik görünmüş olduğu birkaç durumda bile, NLS tanı yöntemi hastalık ilişkileri hakkındaki ek malumat sağlar ve prognoz açısından takip sağlar. Çoğu durumda teşhis ve hemen sonra doğru tedavi tarzı için önemli bir yol göstericidir.
2000 senesinde, Theodore Van Hoover’ın bu yöntemin altında yatan kuantum entropi mantığı teorisini geliştirmesinden bu yana 20 sene geçti. Bu nedenle, doğrusal olmayan tanılama yöntemi donanım tabanlı tanılamadaki bütün yöntemlerin en aktüel halidir. Bu yöntemin keşfi, teşhis tıbbında önemli bir dönüm noktası olmuştur.
1988’de bir tetikleyici sensör’ü tanıtan Sviatoslav- Pavlovich- Nesterov, NLS tanılama cihazlarının (metatron), Cihaz ekipmanlarının klinik testleri 1990 ile 1995 arasındaki yapılma. Sonrasında cihazın ticari üretimindeki hızlı bir büyüme ve devamında üretilen cihazların kalitesi giderek artmıştır.
Araştırma merkezleri, doğrusal olmayan çözümleme sistemlerine dayanan bazı yeni inceleme yöntemleri arayışlarına devam etmekteler. MR ve bilgisayarlı tomografiden değişik olarak, NLS-analizi kuvvetli alanlara ihtiyaç duymaz. NLS metodunun özellikle hücresel düzeyde metabolizma emek harcamaları için iyi bir potansiyeli olduğu görülmektedir.
NLS yöntemi, sadece teknik yeniliklerden değil, hem de yeni uygulamalardan da yararlanıyor.
NLS teşhisi için ekipman maliyeti, öteki birtakım donanım tabanlı yöntemlere kıyasla daha düşüktür. (MR, CT)
NLS, patolojik ve anatomik resme en yakın temsilleri sunar. Yöntemin zararsızlığı ile beraber bu özelliği, NLS cihazının hızlı bir biçimde teşhis koymasını sağlar.
Hunter sisteminin sanal veriler ile temsili özelliği, incelenen boşluğun lümeni dışında bulunmuş olduğu yüzeylerinin ve ekstra kural oluşumlarının eşzamanlı olarak görüntülenmesidir (ör. Lenf düğümleri, damarlar). Sanal NLS çekimlerinin natürel sekanslarından İlgi alanlarının çok boyutlu sanal görüntülemesinden faydalanan yeni nesil lineer olmayan bilgisayar tarayıcılarının (metatronlar) geliştirilmesi ile, NLS yönteminin etkinliğinin mühim ölçüde iyileşmesine ve hatta MR ile yarışacak duruma gelmesine imkân vermiştir. Orijinal olarak hacimsel tarama modeli, fazlaca boyutlu NLS görüntülemenin ayırt edici bir özelliğidir. Bu halde elde edilen veriler, ilgilenilen vücudun anatomik yapılarının oldukça boyutlu sanal görüntülerinin yeniden oluşturulmasını kolaylaştıran bir bütünleştirici dizidir. Bu bağlamda sanal NLS, bilhassa damar oluşumlarının oldukça boyutlu rekonstrüksiyonu ile yapılan anjiyografik araştırma için yaygın olarak kullanılmaktadır.
Hunter Avcı sistemi (NLS) ilk önce, üst teneffüs yolundaki tıkayıcı işlemlerin, hacimli özofageal, gastrik ya da kolonik oluşumun, büyük damarların aterosklerotik lezyonlarının ve paranazal sinüsleri, idrar kesesi veya spinal kanalını etkileyen hastalıkların tespiti için tasarlanmıştır.
NLS-BİLGİSAYARLI DOĞRUSAL OLMAYAN ANALİZ YÖNTEMİ VE DİYAGNOSTİKTEKİ (TIBBİ TEŞHİS) ROLÜ
Bilgisayar tabanlı doğrusal olmayan çözümleme (NLS) cihazı dinamik ve invaziv olmayan bilgilendirici bir yöntem olarak sağlığı etkileyen farklı patolojileri incelemek için giderek artan miktarda kullanılmaktadır. NLS, hem in vivo (herhangi bir organ ya da dokunun bir veya başka bir kısmının NLS-spektrumunu elde etmek için) hem de in vitro (dokulardan, biyolojik sıvılardan ya da hücrelerden çıkan bir NLS-spektrumunu elde etmek için) uygulanabilir.
NLS-spektrumlarıyla vücuttaki bir apsede, biyokimyasal homeostaz esnasında açığa çıkan laktat ve amino asitlerin sinyallerinin tespit edilmiş olduğu, İn vivo NLS verileri ile in vitro olarak yüksek çözünürlüklü MR ile meydana getirilen apse örnek testlerinin sonuçlarının korele (uyumlu) olduğu görülmüştür.
NLS yöntemini kullanarak, epilepsi tedavisinde ensefalondaki metabolik değişimin dinamikleri izlenebilir. Arteriosklerozun neden olduğu damarların daralmasıyla alt ekstremite kaslarında oksidatif fosforilasyon da bir düşüş kaydetme olasılığını gösteren bazı veriler mevcuttur. NLS yönteminin uygulanmasındaki bir başka meyil, kas-iskelet sistemindeki patolojiye bağlı olarak kas atrofisinde fosforik bileşiklerin metabolik bozulmasının tespitidir. NLS yöntemi ile miyokard (Kalp Kası) değişimleri ile ilgili teşhis için umut vaat eder şekilde, miyokard patolojilerinde ATP değişim seviyelerinin azaldığı kanıtlandı.
Yine Siroz hastalığında karaciğerdeki lipidlerin metabolizmasındaki değişimin dinamiklerini incelemek için NLS çözümleme yöntemi kullanılmıştır.
NLS; malign dejenerasyondan etkilenen pankreasın araştırılması ve tümör ilerlemesinin teşhisinde, radyasyon ya da kemoterapinin etkinliğinin değerlendirilmesinde ve hastalar için bireysel dozaj şemalarının ayarlanmasında kullanılmaktadır.
CNS (merkezi sinir sistemi) bozukluğu, kardiyovasküler sorunlar, kas sistemi bozukluğu, prostatik tümör, meme bezi tümörleri gibi bir oldukça tıbbi alanda ve tedavilerin izlenmesinde NLS’nin kullanıldığı tanınmaktadır.
Araştırmalar NLS’nin arterioskleroz, apopleksi, enselofalomiklit ve boşluklar için tanısal önemini göstermiştir. NLS, ensefalondaki genetik özellikler ile klinik semptomlar ve metabolik sapmalar arasındaki ilişkiyi belirleyerek, bir patolojinin fazını ve nidusun aktivitesini tahmin etmeyi sağlar. NLS, meme bezindeki benign ve malign tümörleri ayırt etmeye yardımcı olur. NLS aracılığıyla prostat bezindeki anormal değişikliklerin tespiti ve yöntemin bez dokusunda yeni bir değişiklik tespit etmesi ve uygun zamanda tedaviye olanak sağlamasına izin verdiğini göstermiştir.
Kakvasov ve diğ. Al, NLS ve dinamik MRT’yi yapay “Magnevist” kontrastı ile birleştirerek prostat teşhisi hakkındaki (histolojik olarak onaylanmış benign prostat hipertrofisi ve Adenokarsinomu dahil) bazı veriler sundu. Elde edilen sonuçlara göre, bu tür bir kombinasyon prostat patolojisinin paternini tanımlamayı ve teşhis doğruluğunu önemli ölçüde arttırmayı sağlar. Son yıllarda, artan sayıda organ transplantasyonu için lüzumlu olan karaciğer metabolizması çalışmalarına NLS ile destek sağlanmıştır. (Avrupa’da yıllık karaciğer nakli sayısı 200 civarındadır ve Amerika’da 1000’dir) Bu yöntemin transplantasyon sırasında karaciğer fonksiyonlarının invazif olmayacak şekilde değerlendirilmesine imkan sağlaması önemlidir.
Sonuç olarak bu durumlarda NLS analizini kullanmanın uygunluğu ve katkısı aşikardır. Karaciğerdeki ATP seviyesi, vücut homeostazının bütünleşik bir resmini yansıtmaktadır. Fosforerjik bileşiklerin bozulmuş metabolizması ile karaciğer dekompansasyonunun uzaması içinde yakın bir ilişki vardır.
Karaciğer hastalıklarının in vivo olarak teşhis edilmesinin yanı sıra, NLS, organların spektral özelliklerini elde ederek in vitro olarak transplante (nakil) edilen karaciğer üstündeki durumu değerlendirmeye izin verir. Bu durum karaciğerdeki patolojik değişiklikler arasındaki korelasyonu tespite dayanmakta sadece tedavide verilen biyokimyasal ajanların vücutta oluşturduğu tepkileri de izlemektedir.
Tüm bilgileri özetlersek; kontrast amplifikasyonlu MR ile NLS kombinasyonu da dahil olmak suretiyle değişik klinik tıp alanlarında NLS-analizinin sürekli kullanılmasının, etkinliği ve teşhis doğruluğu (yaklaşık yüzde 75-85) yönüyle bu alanda sürekli bir ilerleme gösterdiği ve oldukça değerli tespitler yapmaya imkân sağlamış olduğu kararına varılmıştır.